Ana içeriğe atla

ÇIPLAK (NAKED), MİKE LEIGH, 1993



LONDRA SOKAKLARINDA DOLANAN FİLOZOF



    Ömrümüzden Bir Sene filmiyle tanıdığım yönetmenin bu izlediğim ikinci filmi. Ömrümüzden Bir Sene filminde diyalog ağırlıklı ve karakter psikolojisine yönelen bir gidişat vardı. Filmde konuşmalardan ibaretti hatta. Ama görüyorum ki bu M.Leigh'in genel tarzı. Çünkü 1993 yılında çektiği Naked filminde de aslına bakarsanız sadece diyaloglar var. Alt metinde değersizleşme, yozlaşma, samimiyetsizlik, aidiyet gibi kavramları sorguluyor.

     Johnny bir Dostoyevski romanından çıkmış gibi. Hiçbir yere ait değil, kimseye ait değil, yanında bir çantası var ve geceleri sokaklarda oturup kitap okuyor, sigarası elinden düşmüyor, tanımadığı kadınların evlerine gidiyor ve çoğunlukla geceyi beraber geçiriyorlar, bazen kitap çalıyor. En belirgin özelliği belki de konuşmayı çok sevmesi. Bitmez tükenmez bir enerjiyle konuşuyor, varlığını sorguluyor, insanları düşünmeye sevk ediyor, onlara daha önce hiç düşünmedikleri kendi varlıklarına yöneltiyor, bazen Sokrates gibi herkese kendi cahilliğini hatırlatıyor, çoğunlukla ukala nihilist tutumlar sergiliyor.  Ama sinema tarihinde görebileceğiniz en karizmatik karakterler arasına girebilecek kadar iyi bir oyunculuğu var. Ki bu rolüyle Cannes 1993'te en iyi erkek oyuncu ödülünü kazanıyor. M. Leigh'e  de aynı yıl en iyi yönetmen ödülünü getiriyor.

    Film aslında belirli bir soğukluk ve uzaktan bakışla izleniyor. Çoğunlukla ilişki biçimleri kabul edilemez görülüyor. Çünkü alkol, esrar, aşırı cinsellik, duygusuzluk, bağlanamama, bir yere ait olamama gibi kavramlar kültürel olarak Avrupa'nın çok önceden beri yaşadığı ve son yıllarda bir sorun olarak görmeye başladıkları bir durum.Yönetmen de bu durumu çok net biçimde karakterize edip yaklaşık 20 sene önce çektiği bu filmle önümüze seriyor. Ama görülen o ki aradan geçen bu kadar zamanda sorun değişmemiş ve hatta katmerlenmiş. 

    


ali reza dürü

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DUVARA KARŞI, FATİH AKIN, 2005

EMEK EREZ Duvara Karşı: Kimlik, Göç ve Kadın Giriş                         Fatih Akın’ın ustalık dönemi eseri olarak tanımlanan 2004 yapımı “Duvara Karşı” filmi Almanya’ya göç etmiş birinci kuşak ailelerin çocuklarının yaşadıkları kimlik bunalımını yansıtan bir filmdir. Yapım, daha önceki dönemlerde yapılan göçmen filmlerinin aksine “marjinal” olarak adlandırabileceğimiz karakterler üzerinden göçmen kimliğinin melezleşmesine ve yaşanan gerilimli çelişkiye işaret ediyor. Film,  Almanya’ya göç etmiş birinci kuşak ailenin psikolojik sorunları olan kızı Sibel’in hem ailesiyle yaşadığı kuşak çatışmasından kurtulmak hem de kendi bireysel özgürlüğüne kavuşmak amacıyla, rehabilitasyon merkezinde karşılaştığı Cahit’le yaptığı kurgusal bir evlilikle başlıyor. Eşinin ölümünden sonra yaşamayı bırakmış, bütün kimliklerini ‘reddeden’ Cahit ile Sibel’in evlilik oyunu zaman içinde aşka dönüşüyor ve bu dönüşüm Cahit’in Sibel’i kıskanması sonucunda işlediği cinayetle daha da karışık bir

Birkaç Psikodrama Filmi

http://www.e-hayalet.net/  sitesinden alıntılanmıştır. 1. Mavi Kadife Kategori:  Psikodrama Jeffrey Beaumont (Kyle MacLachlan) babasının neredeyse ölümcül bir felç geçirmesinden sonra kolejden evine döner. Hastaneden evine doğru yol aldığı sırada boş bir arazide içinde kesik bir kulak bulunan kâğıt bir çanta bulur. 10.0 ( 1 ) 2. Tiksinti Kategori:  Psikodrama Bir güzellik salonunda çalışan Carole, oldukça içine kapanık genç bir kadındır. Bastırılmış cinselliğin çoğu zaman erkek düşmanlığı ve cinsiyetsizlik noktasına vardığı Carole'da ciddi iletişim sorunları mevcuttur. 10.0 ( 1 ) 3. İhtiras Tramvayı Kategori:  Psikodrama Tennessee Williams'ın oyunundan uyarlanan film, Brando dışındaki üç oyuncuya Oscar kazandırmış, 7 dalda da bu ödüle aday olmuştu. 10.0 ( 1 ) 4. Taksi Şoförü Kategori:  Psikodrama Taksi şöförü olarak çalışmakta olan Travis yaşadığı sıkıntılardan iyice bunalmış ve

BÜYÜK ‘BALIK’ KÜÇÜK ‘BALIĞI’ YUTAR - Ali Rıza DÜRÜ

BALIK(2013) – DERVİŞ ZAİM Ali Rıza DÜRÜ Derviş Zaim’in Devir(2012) filmiyle başladığı üçlemenin ikinci filmi Balık filmi izleyiciyle bir süre önce buluştu. Üçlemenin son filmi olan Kıtmir’in ise yapım hazırlıkları devam ediyor. Türkiye sinemasının autor yönetmenlerinden olan Zaim her zaman kendi anlayışına has sinematografisiyle farkını ortaya koyuyor. İlk çektiği film olan Tabutta Rövaşata(1996) filminden bu yana beğeni kazanarak devam eden Zaim her zaman insanı ve doğayı merkeze almaya özen gösteriyor. Devir filmiyle ilgili daha önceden detaylı bir yazı kaleme almıştım. Doğanın kendi içindeki döngüsü, hayvanlar ve insanların yaşantıları ve bu yaşantılara insan eliyle yapılan müdahalelerin sonuçlarına ilişkin bir film olarak dikkat çeken film pek ses getirmemişti ama içinde tartışılacak oldukça önemli başlıklar vardı. Zaim sinemasının içinde türü itibariyle belgesele yakın olduğu için ayrı bir yerde duran Devir kimisini memnun etmiş kimi izleyiciyi de hayal kırıklığın