Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Emek Erez etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Araf, Yeşim Ustaoğlu, 2012

Emek EREZ Bizim Bilindik Öykülerimiz Yeşim Ustaoğlu’ nun son filmi Araf daha önceki filmlerinden farklı bir perspektif çiziyor. Filmlerinde genellikle göç, kimlik, bellek gibi konulara yer veren Türkiye sinemasının usta yönetmenlerinden Ustaoğlu, bu filminde daha sıradan, daha gündelik ve daha sık karşılaşılan insanların öykülerini anlatıyor. Filmde özellikle Zehra’ nın ( Neslihan Atagül ) ve diğer kadınların öyküsü değiştirilemeyen kadın kaderine gönderme yaparken, Olgun’ un ( Barış Hacıhan ) öyküsü yaşamını bir yarışmaya bağlamış hayallerini o yarışmada doğru kutuyu bulmaya indirgemiş, gündelik yaşam içerisinde çok sık karşılaşabileceğimiz bir insan öyküsünü temsil ediyor. Aşk ve uzaklığa özlem Zehra bir yol üstünde, benzin istasyonu ve aynı zamanda mola yeri olan bir mekȃnda çalışıyor, hayalleri var uzaklara gitmek, kaçmak, kurtulmak gibi bütün istekleri bunun üzerine kurulu. Ailesi ile birlikte küçük bir kasabada yaşıyor, her gün servisle ev ve iş arasında g...

YAZGI, ZEKİ DEMİRKUBUZ, 2001

EMEK EREZ Yazgı: Nihilizm ve Musa  : Yazgı, nihilizm ve de Musa, başlığımızdan da anlaşılacağı üzere yazının konusunu  ZekiDemirkubuz ’un  Yazgı  filmi ve filmin baş karakteri  Musa  (Serdar Orçin) ile ilgilidir. Genel olarak bir film eleştirisi olmasının ötesinde bu yazıda,  Musa  karakteri onun tüm ahlâk normlarını yıkan, seyircide nefretle karışık bir sempati uyandıran karakteri üzerinde bir çözümleme yapmak amaçlanmaktadır.  Musa  neyi temsil etmektedir? modern bireyin toplumsal kuralları gözetmeden var olması mümkün müdür?. Beklenmedik tavır ve davranışlar toplumca nasıl algılanır? Bu sorular çerçevesinde hiçlik duygusu, bu duyguyu hisseden bireyin toplumsallık içinde varoluş çabası yazının asıl meselesini oluşturmaktadır. Nihilizm sözcüğü kökenine bakıldığında acıyı, çatışmayı ve antagonizmayı kabul edememe halini anlatır. Acısız bir yaşam arayışı, dünyayı olduğu gibi kabul etmemekle aynı kapıya çıkar çünkü acı, ...

BEŞ VAKİT, REHA ERDEM

EMEK EREZ Bir Reha Erdem filmi: "Beş Vakit" zamansız zamanın insanları “Sabahları yüzüm hȃlȃ duvara çevriliyken, penceredeki ağır perdelerin tepesinden gün ışığının rengini daha görmeden, havanın o gün nasıl olduğunu hemen anlardım. Bana bu konuda sabahın ilk sesleri bilgi verirdi; hava rutubetliyse, sesler bana boğularak, çarpılarak ulaşırdı; ferah buz gibi ve berrak sabahlardaysa, çınlayan boş havada sesler birer ok gibi titreşirdi (…)” Proust’un Kayıp Zamanın İzinde Mahpushane cildinde yaptığı bu betimleme Reha Erdem’ in “Beş Vakit” filminin geçtiği mekȃna gönderme yapar gibidir. Çanakkale’ de bir tepenin yamaçlarına kurulmuş küçük bir köyde geçen film mekȃnsal algısı, insan, hayvan, doğa, kır yaşamı ve durağan bir zaman algısıyla Türkiye sinemasının önemli yapıtlarındandır. Yaprak seslerinin hȃlȃ net bir şekilde duyulduğu, bulutların hareketlerinin gözlenebildiği, güneşin doğuşundan batışına doğanın tüm hallerine tanık olduğumuz filmin, en önemli öz...

DUVARA KARŞI, FATİH AKIN, 2005

EMEK EREZ Duvara Karşı: Kimlik, Göç ve Kadın Giriş                         Fatih Akın’ın ustalık dönemi eseri olarak tanımlanan 2004 yapımı “Duvara Karşı” filmi Almanya’ya göç etmiş birinci kuşak ailelerin çocuklarının yaşadıkları kimlik bunalımını yansıtan bir filmdir. Yapım, daha önceki dönemlerde yapılan göçmen filmlerinin aksine “marjinal” olarak adlandırabileceğimiz karakterler üzerinden göçmen kimliğinin melezleşmesine ve yaşanan gerilimli çelişkiye işaret ediyor. Film,  Almanya’ya göç etmiş birinci kuşak ailenin psikolojik sorunları olan kızı Sibel’in hem ailesiyle yaşadığı kuşak çatışmasından kurtulmak hem de kendi bireysel özgürlüğüne kavuşmak amacıyla, rehabilitasyon merkezinde karşılaştığı Cahit’le yaptığı kurgusal bir evlilikle başlıyor. Eşinin ölümünden sonra yaşamayı bırakmış, bütün kimliklerini ‘reddeden’ Cahit ile Sibel’in evlilik oyunu ...