Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ali reza dürü etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

BÜYÜK ‘BALIK’ KÜÇÜK ‘BALIĞI’ YUTAR - Ali Rıza Duru

BALIK(2013) – DERVİŞ ZAİM Ali Rıza Duru Derviş Zaim’in Devir(2012) filmiyle başladığı üçlemenin ikinci filmi Balık filmi izleyiciyle bir süre önce buluştu. Üçlemenin son filmi olan Kıtmir’in ise yapım hazırlıkları devam ediyor. Türkiye sinemasının autor yönetmenlerinden olan Zaim her zaman kendi anlayışına has sinematografisiyle farkını ortaya koyuyor. İlk çektiği film olan Tabutta Rövaşata(1996) filminden bu yana beğeni kazanarak devam eden Zaim her zaman insanı ve doğayı merkeze almaya özen gösteriyor. Devir filmiyle ilgili daha önceden detaylı bir yazı kaleme almıştım. Doğanın kendi içindeki döngüsü, hayvanlar ve insanların yaşantıları ve bu yaşantılara insan eliyle yapılan müdahalelerin sonuçlarına ilişkin bir film olarak dikkat çeken film pek ses getirmemişti ama içinde tartışılacak oldukça önemli başlıklar vardı. Zaim sinemasının içinde türü itibariyle belgesele yakın olduğu için ayrı bir yerde duran Devir kimisini memnun etmiş kimi izleyiciyi de hayal kırıklığın...

Force Majeure - Turist : AİLE YAPISININ DAR KORİDORLARI - Ali Rıza Duru

Force Majeure - Turist,  Ruben Östlund , 2014 İçinde bulunduğumuz mevsimde izlenebilecek belki de en iyi filmler kış mevsimini konu edinen donduruculuğun estetik boyutunu bize yaşatacak olan filmlerdir. Turist film de onlardan biri. Temelde aile yaşantısının dinamiklerini konu edinen film, bütün ailelerin dışarıdan nasıl göründüğü ve gerçekte nasıl olduğu yani yaratılan yanılsama hakkında fikirler geliştiriyor. 2 çocuklu Tomas ve Ebba kış günü tatil yapmak için uzak bir dağ başındaki tesislere giderler. Burada hem biraz kayak yapacak hem de Tomas'ın ailesiyle biraz daha fazla ilgilenmesi için fırsat yaratacaklar. Bu düşüncelerle tatile başlarlar. İlk gün gayet sıradan geçer, kamera oyunculara veya konuya uzaktan bakar ve aile kendi yağında kavruluyor gibi görünen sahneler oynanır. İletişimleri soğuktur, candan değildir. İkinci gün ise filmin asıl çatışması başlar. Öğlen yemeklerini yiyen aile müthiş manzaralı bir terasta oturmaktadır. Karşıdan bir kontrollü çığ patlaması...

NEDİR BU EDEBİ FİLMLER ? - Ali Rıza DÜRÜ

Uzun zamandır bir çok kişiden edebifilmlerin kapsamı konusunda mesaj alıyorum, sorular soruluyor. Bu anlamda ilk elden kabaca bir liste yayınlamayı uygun buldum. Aşağıdaki filmler 1990 sonrası Türkiye sinemasında görülen ve edebifilmler kapsamında gördüğüm filmleri içeriyor. Halen kapsamlı bir değerlendirmem devam etmekte olduğu için şimdilik listenin küçük bir kısmını paylaşıyorum. Ve bu listenin içinde dünya sineması bulunmamaktadır. Listeyi inceledikten sonra sizlerin eklemek istediği Türkiye veya dünya sinemasından filmleri bana yazabilirsiniz.Bu anlamda aşağıdaki listenin tartışılmasını önemli buluyorum. Nuri Bilge Ceylan (Kasaba, İklimler, Üç Maymun, Bir Zamanlar Anadolu'da) Reha Erdem (Beş Vakit, Hayat Var, Kosmos,  Jin, Şarkı Söyleyen Kadınlar) Derviş Zaim (Cenneti Beklerken) Özcan Alper (Sonbahar, Gelecek Uzun Sürer) Pelin Esmer (11'e 10 Kala, Gözetleme Kulesi) Zeynel Doğan, Orhan Eskiköy (Babamın Sesi) Ali Aydın (Küf) Onur Ünlü ( Sen Aydınla...

FİLM ELEŞTİRMENLİĞİ - Ali Rıza DÜRÜ

Film Eleştirmeni, Hernan Guerschuny, 2013 Ali Reza DÜRÜ İstanbul Uluslararası Film Festivali kapsamında gösterilen Film Eleştirmeni sinemanın kendisine dair önemli bir eleştiri. Bu vesileyle sinema yapmanın kendisine dair önemli tespitler ve eleştiriler getiriliyor.  Filmle ilgili konuşmadan önce film eleştirmenliğine değinmek belki daha gerekli olacaktır. Dünyada ve Türkiye'de sinema alanında eleştiri, fikir, yorum yazan çok sayıda kişi var. İnternet ortamının film izleme ve yorum yazabilme özelliğinin yaygınlaşmasıyla birlikte bu alana yönelim artmış ve blog kullanıcıları sayesinde çok sayıda kişi kendilerine özgü internet sayfası tasarımları yapıp bunları da sosyal medya üzerinden paylaşarak önemli sayıda okuyucu kitlesi oluşturmuşlardır. Bu durum, son on yılın önemli bir gelişmesi sayılabilir. Bunun yanında sinema alanında yayın yapan e-dergi ve web sitelerinin de artmasıyla birlikte yazılı baskı yapan dergilerin sayısında azalma olmuştur. Üniversitelerin si...

BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ: BÜYÜKLERE MASALLAR - Ali Rıza Duru

Bir Varmış Br Yokmuş, Kazım Öz, 201 4 Ali Rıza Duru Son filmi He Bu Tune Bu (Bir Varmış Bir Yokmuş) filmiyle İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma kapsamında gösterilen, Fibresci ve Jüri Özel Ödülü olmak üzere 2 ödülle dönen Kazım Öz sinema yolculuğuna devam ediyor. Aynı filmle geçtiğimiz ay Paris'te dünya prömiyerini yapmış ve kendsine verilen ödülü reddederek oldukça tartışalacak ve üzerine düşünülecek bir karar almıştı. Yönetmenin sinema yolculuğu bir çok  sansür ve engelleme gibi abalara rağmen İKSV tarafından bu yıl özgürce ödüllendirilmesi çok önemli. Festval kapsamında izlediğm filmler arasında Kürt filmlerinde masal anlatıcılığına bir yönelim olduğunu düşündüm. Kazım Öz'ün Bir Varmış Bir Yokmuş'u biçimsel olarak masaldan yararlanıyor ve mutlu sonla bitmeyecek olan bir masala tanık olunuyor. Önce 'bir varmış'ı temsil eden modern zaman şatolarında yaşayan bir aile hayatı , sonra 'bir yokmuş'u temsil eden mevsimlik işçilerin hayat koşu...

ÇUL ÇAPUT: MISIR'DA SAVAŞ, HAYAT VE HÜZÜN - Ali Rıza Duru

Çul Çaput, Ahmad Abdalla, 2013 Ali Rıza Duru 2010 yılından yine İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilen Ahmad Abdalla'nın filmi Mikrofon'un ardından yeni filmi Çul Çaput da yine festival kapsamında izleyiciyle buluştu. İnsan hakları bölümünde izleyici karşısına çıkan filmin gösterimi yönetmenin katıldığı bir söyleşiyle son buldu. Açılışta "yemin ederim her şeyi çektim" sözüyle başlayarak daha filmin ilk sahnesinde manipülatitif tutumlardan uzak durmaya çalıştığını ifade ediyor. Yönetmen, söyleşisinde mısırdaki devrime tanık olurken filmin kendi duyguları üzerinden şekil aldığını belirtiyor. Yani Mısır'da yaşananları kendi penceresinden sunduğunu ve toplumsal hareketin doğruluk analizini yapmaya çalışmadığını ifade ediyor. Bu durumda filmi de bu açıdan değerlendirmek belki de daha sağlıklı olabilir. 

SİLAHLARI SAKLA SESİME GEL - Ali Rıza Duru

Ali Rıza Duru Hüseyin Karabey'in Gitmek; Benim Marlon ve Brandom (2008) filminin üzerinden yaklaşık 6 yıl geçmiş. Dünyanın bir çok ülkesinde yaptığı festival serüveninden sonra Karabey de kendi sineması adına çok şey öğrendi. Gitmek filminin en temel problemlerinden biri olan sinema estetiği konusunda aradan geçen yıllar içinde kendini oldukça çok geliştirmiş.  Uzun yıllardır hazırlık yaptığını bildiğimiz Sesime Gel (2014) için Köprüde Buluşmalar ve Cannes Film Festivali desteklerinin yanı sıra kolektif bir kampanyayla bireysel desteklerin alınmasına imkan veren bir yöntem denendi ve sanırım bir miktar etkili de oldu. Bu ilk defa denenmedi kuşkusuz. Daha önce Babamın Sesi filmi için ve son olarak da Erol Mintaş'ın Annemin Şarkısı adlı filmi için de benzeri bir kampanya yürütüldü. Şüphesiz ki bu durum sinema yapmanın ne denli kompleks ve zor bir alan olduğuna dair önemli sonuçlar doğuruyor. Büyük miktar paraların işin içine girmesi yapılan üretimin niteliği ve nic...

ŞAFAKLA DÖNENLER: UMUTSUZ BİR GECENİN YORGUN SOKAK LAMBALARI - Ali Rıza Duru

Ali Rıza Duru Murat Eroğlu'nun ilk uzun metraj çalışması olan Şafakla Dönenler filmi uzun süren çalışmaların ardından bugün ilk defa izleyici karşısına çıktı. 33.İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilen filmin yönetmeni ilk gösterim dolayısıyla oldukça heyecanlıydı.  Film ek çekimlere ihtiyaç duyulması sebebiyle bu seneye kalmış olan gösterim programını bir kenara bırakacak olursam, Ataşehir gibi İstanbul'un en zengin ilçelerinden birindeki sebze halinde çalışan bir baba (Erdal) ve oğul (Merdan) hikayesi anlatıyor. El arabasıyla taşıdıkları sebze ve meyveleri halin kenarındaki duvar dibinde gizlice satmaya çalışan bu ikili el arabalarını çaldırınca tam bir umutsuzluk ve çaresizlik duygusuna bürünürler. Filmin  de anlatı öznesi tam olarak bu odak üzerinde duruyor. Kışın soğukluğu, köpeklerin havlaması, dükkan sahiplerinin sıcak çaylarını yudumlarken ağır ve yorucu yeni bir geceye daha başlayacak olmanın yıpranmışlığı içinde umutsuz sohbetler etmektedirler...

SİLSİLE: SAHTE İLİŞKİLER RİTÜELİ - Ali Rıza Duru

Ali Rıza Duru Yönetmen Ozan Açıktan üçüncü filmiyle İstanbul Film Festivali kapsamında izleyici karşısına çıktı.  Daha önceden çektiği filmlere bakılınca çok iç açıcı bir tablo görünmese de bu filmiyle kendi kariyerinde bir sıçrama yarattığı söylenebilir. Film sonrası salonda kendi yaptığı konuşmada da buna değindi ve asıl ilk film olarak Silsile'yi hazırladığını ama çeşitli sebeplerle üçüncü film olmak zorunda kaldığını ifade etti. Çok Filim Hareketler Bunlar gibi tamamen ticari bir film çekmiş olduğunu ve hatta bir film bile sayılamayabileceğini söylemek gerek. Çünkü daha çok BKM MUTFAK skeçlerini beyaz perdede bir kez daha satmak gibi bir alt metin oldukça sırıtıyordu. Arkasından Sen Kimsin filmiyle yine komedi filmine imza attı. Şimdi ise kara film türüne özgü özellikler barındıran bambaşka bir eserle karşımıza çıkıyor. Silsile, sıkı iki arkadaş olan Faruk ve Cenk'in arasında duran Ece'nin bir hamlesiyle dağılan bir arkadaşlık ilişkisini gözler önüne seriyor....

RÜZGARLAR: SESLERİ GÖRMEK - Ali Rıza Duru

Rüzgarlar, Selim Evci, 2012 11'e 10 Kala ve Babamın Sesi filmlerinden gördüğümüz sesleri kaydetmek teması Rüzgarlar'da bir defa daha karşımıza çıkıyor. Biçimsel olarak güzel parantezler açan bu tekniği anlaşılan sinemada daha da göreceğiz. Gökçeada'ya ses toplamak için giden Murat adanın dinginliği, sessizliği, telaşsızlığı, zamanın başka bir formunu görür ve kendini adaya ait hissetmeye başlar. Sesleri kaydetmeye başladıkça adanın tarihine de tanıklık etmeye başlar. Geçmişten gelen ses kayıtlarının tarihi ortaya çıkarması izleyici için yeni bir durum değil tabi ama dedim ya biçimsel açıdan zengin bir teknik. Madam Styliani ile tanışıklığı da ses kayıtları esnasında olur ve Madam Styliani Murat'a bütün bir ada tarihini anlatmaya başlar. Kayıtlarda muhafaza edilecek olan bu kayıtlar çok sonradan da filmin süreçlerini belirleyecektir. Madam Styliani öldükten sonra adaya gelen torunu Eleni de aslında yıllardır uğramadığı adanın bambaşka bir yönünü görmüş o...

MOEBİUS-LİBİDONUN SESSİZ MANİFESTOSU - Ali Rıza Duru

MOEBİUS- KİM Kİ-DUK, 2013 Ali Rıza Duru                 Kim Ki-Duk Kore sinemasının en çılgın yönetmeni olarak başladığı sinema serüvenine dünya çapında çılgınlıkları ve cesurluğuyla devam ediyor. Gösterime gireceği zaman yoğun cinsel ve şiddet unsurları sebebiyle tepki alan ve kısmi gösterim hakkı bulan film, Filmekimi 2013 sayesinde Türkiye’de izleyicilerle buluştu. Biletleri ilk günden tükenmesine rağmen belki boş bir koltuk bulunur umuduyla caddelere taşan sinemaseverlerin oluşturduğu kalabalık da görülmeye değerdi üstelik.                 Yönetmenin filmografisinde cinsellik, şiddet ve duygusuzluk, mekansızlık, acı, ikame etme temalarını bolca izliyoruz. ‘Acı’ filminde aile kavramına vurgu yapmış ve aileyi reddeden tavrı simgeleştirmişti. Yönetmenin bir diğer öne ...

Frances Ha: KAYBEDEN DANSÇININ HİKAYESİ - Ali Rıza Duru

Frances Ha, Noah BaumBach, 2012 Daha önce İf İstanbul ve Altın Koza kapsamında ülkemizde gösterimi yapılan film "Başka Sinema " kapsamında tekrar izleyici karşısına çıktı. Beyoğlu Sinemasının bu yeni projesi kapsamında ay boyunca seçilen filmler çok defa gösterilerek herkesin izlemesine olanak sağlıyor. Kısıtlı vizyon sürelerinin getirdiği alışkanlıklara da bir eleştiri getirmiş oluyor bu durum.  Frances, 27 yalında amatör bir dansçı olarak yaşamını sürdürmeye çalışır. Arkadaşlarından yaşça büyüktür, ailesinden ayrı yaşar, sevgilisinden ayrıldıktan sonra bir türlü yeni birini bulmaz. İşler yolunda gitmez, dansla ilgili kurduğu hayaller genel anlamda ters gider, insanlara yalanlar söyleyerek kendini ayakta tutmaya çalışan Frances, tam bir tutunma çabası içindedir. Ama gerçek anlamda hayatı zordur. Çevresindeki herkes kendisine tutturduğu yolda istikrarla devam ederken, Frances bunu başaramaz. O hiçbir zaman yıldızlaşamayacak bir dansçıdır. Bir çok filmde bir dan...

KÜF:TAŞRADAKİ O UZUN BEKLEYİŞ - Ali Rıza Duru

Küf, Ali Aydın, 2012       Sakin, sessiz başlayan bir sekansın ardından yaklaşık 11 dakikalık tek çekim bir diyalog başlıyor. Daha bu kadar zamanda "küf"le ne anlatılmak istendiği yavaş yavaş anlaşılmaya başlıyor. Oğlunu bulma çabası içinde içi küf tutmuş bir babanın hikayesi başlıyor. Ev, tren garı ve oğlunun yası arasında sıkışmış bir babanın sessizlik ve acı dolu müzmin bekleyişi filmin ritimsel tonunda da karşılığını bulmuş tabi.         Basri karakteri özelinde faili meçhul cinayetlerin arka planında kalanlara odaklanan yönetmen, baba karakterini ele almasının sebebi olarak "bir erkeğin duygusal süreçlerini incelemek istediğini" ifade ediyor. Baba, taşrada bir erkek olarak içe dönük, sosyalleşmesini yitirmiş, iş ve komşuluk ilişkilerinden kaçınan bir profil çiziyor. Zaman zaman taşra yaşantısına uymayan entelektüel edimlerin yer aldığı film genel anlamda iyi bir oyunculuk profili çiziyor. Ercan Kesal'in ilk başrol oyunculuğu de...

İLO İLO - HIRÇINLIK DÖNEMİ ARTİKÜLASYONLARI - Ali Rıza Duru

HIRÇINLIK DÖNEMİ ARTİKÜLASYONLARI İLO İLO, ANTHONY CHEN, 2013                 İlk bakışta sadece bir çocuk ve çocuk bakıcısı arasında geçen süreci anlatacak bir film hissi veren İlo İlo bundan çok daha fazlasını vaat ediyor. Bir süre sonra birbirilerini severler ve çocuk sonradan bakıcısından ayrılmak istemez. Yönetmen, çocuk ve bakıcısı arasında gelişen süreci ana gövde yaparken arka planı çok iyi besliyor, yan hikayeler oluşturuyor, ülkenin ekonomik süreçlerini, işsizliği ve tüm bunların mikro düzeydeki yansımasını birleştiriyor.                 Ana temada dört ayrı karakter var ve hepsinin de ayrı hikayeleri, çıkmazları, açmazları, kör noktaları, çatışmaları var. çocuğun hırçın davranışlarından ötürü bir bakıcıya gereksinim duyulmasıyla başlıyor film. çocuk, ergenlik yaşına yeni girmiş, bedenini, duygusal ve cinsel g...

ZERRE : VAROLUŞ SAHNESİNDE GÜÇLÜ BİR PARTİKÜL - Ali Rıza Duru

Zerre, Erdem Tepegöz, 2012 Ali Rıza Duru       Yönetmenin ilk filmi olmasına rağmen çok önemli bir çalışma gerçekleştirdiğini teslim etmek lazım. Uzun zamandır sinemamızda bu denli gerçekçi bir anlatım dilini ustalıkla kurmaca diliyle birleştiren bir çalışma görmeyi özlemiştim. Oyuncu seçimleriyle mekan ve hikaye arasındaki örtüşme bile filmin önemli bir yere koyulması gerektiğini doğruluyor. Başrol oyunculuğunun estetik algılarını dahi kıran, bu noktadaki tutumları sarsan bir çalışma. Benzerini Gitmek: Benim Marlon ve Brandom (Hüseyin Karabey) filminde gördüğüm ve Karabey'in de bir röportajında belirttiği günlük hayatta karşılaştığımız yüzlerin sinemaya giresi gerekliliğini örnekleyen bir film Zerre. Başrol oyuncularının her zaman estetik algılara itap eden karakterler olmayabileceği gerçeği Zerre'yle bir kez daha önemini ifade etmiş oluyor.       Film, Zeynep'in çalıştığı atölyeden kovulmasıyla başlayıp sonra iş arama süreçleri, bulduğu işl...

BLUE JASMİNE: GÖSTERİŞLİ VE KOKUSUZ BİR ÇİÇEK - Ali Rıza Duru

   Blue Jasmine, Woody Allen, 2013 Ali Rıza Duru       Woody ALLEN'in bu son filmini izledikten sonra filmin adını nerden aldığını merak ederek mavi yasemin çiçeğinin özelliklerine baktım. Şöyle yazıyor:" Yaseminler bol güneş alabileceği, drenajı iyi,gübreli bir toprağa dikilir. Özellikle ilk yıl muntazaman sulanmalıdır. Kök sürgünlerinden çoğaltılabilir. Veya toprağa dal uzatılır,fazla gömülmez. Kök salınca ilkbaharda ana bitkiden makasla ayrılarak başka yere dikilir."  Çiçeğin özelliğine bakınca karakteri daha iyi anlayabildim. Hakikaten Jasmine karakteri çiçeğin bütün özelliklerini taşıyor. Daha çok peyzajda kullanılan bir çiçek olması da bu işin en sembolik kısmı belki de. Çünkü Jasmine karakteri içinde bulunduğu sosyo ekonomik durum ve yaşantısı itibariyle tam bir vitrin kadını. Sadece vitrinde güçlü görünebilecek kadar zayıf bir kadın.        Jasmine, tam bir sosyete hayatı yaşarken içinde bulunduğu yaşantı onun gözleri...

KIRSALDA SIKIŞAN BİR AVUÇ YÜREK- Ali Rıza Duru

Yönetmen Taşdiken, Mommo- Kızkareşim'den sonra yine bir Orta Anadolu hikayesiyle karşımıza çıkıyor.  Önceki filminde evlatlık verilen Ayşe'nin hikayesine odaklanan yönetmen bu defa eşi tarafından köyde bırakılan genç bir gelinin hikayesini anlatıyor. Genç yaşta bir çok hayal kurarak evlenen Meryem, babasız büyümenin getirdiği otorite figürü eksikliğiyle bir eş seçimi (!) yapmış ve hayatında oluşan bu yeni durum için hayli hayal kurmuştur.  Anadolu'da binlerce kadın bu hayallerin sandığına gömülüyor. Toplumsal ilişkiler her zaman insanların doğasında bir baskı unsuru olagelmiştir. Bu açıdan Meryem'in hikayesi okunduğunda olay daha travmatik sonuçlar doğurmaktadır. Meryem'in kaynanası, kayın babası, komşuları herkes bu sürecin içindedir.  Aslında herkes bu faili malum cinayetin bir parçasıdır. Toplumsal ilişkiler incelendiğinde köyün kentle ilişkisinin telefon bağlantıları üzerinden verilmesi kentin uzaklığını ve nasıl bir ince ayrımla farklılı...

Filmekimi Film Tavsiyeleri

1)  3X3D Yönetmen:   Jean-Luc Godard, Peter Greenaway, Edgar Pêra Oyuncular:   Nuno Melo, Jorge Prendas, Miguel Monteiro Üç Avrupalı yönetmenden üç boyutlu üç film; üçü de 2012 yılının Avrupa Kültür Başkenti ilan edilen, 2000 yıllık bir tarihi olan Portekiz'in Guimarães kentinde geçiyor. Fransız Jean-Luc Godard, İngiliz Peter Greenaway ve Portekizli Edgar Pêra, bu üç kısa filmde sinemanın geleceğini keşfe çıkarken aynı zamanda üç boyut teknolojisinin de sınırlarını zorluyor. Godard'ın "Üç Felaket"i sesler, görüntüler ve yazıların bir araya geldiği bir fırtınayı andırıyor; Greenaway "Tam Zamanında" ile Guimarães kentinin dört bir köşesini keşfe çıkıyor; Pêra'nın "Cinesapiens"i ise sinemada geçen, oyuncaklı bir bilimkurgu. Cannes Film Festivali'nin Eleştirmenler Haftası bölümünün kapanış filmi olan 3X3D , üç boyut teknolojisiyle sinemanın özünü üç kat inceliyor. 2) BÜKREŞ'E GECE ÇÖKTÜĞÜNDE YA DA METABOLİZMA WHEN EVENING FAL...