Ana içeriğe atla

Kayıtlar

YAZGI, ZEKİ DEMİRKUBUZ, 2001

EMEK EREZ Yazgı: Nihilizm ve Musa  : Yazgı, nihilizm ve de Musa, başlığımızdan da anlaşılacağı üzere yazının konusunu  ZekiDemirkubuz ’un  Yazgı  filmi ve filmin baş karakteri  Musa  (Serdar Orçin) ile ilgilidir. Genel olarak bir film eleştirisi olmasının ötesinde bu yazıda,  Musa  karakteri onun tüm ahlâk normlarını yıkan, seyircide nefretle karışık bir sempati uyandıran karakteri üzerinde bir çözümleme yapmak amaçlanmaktadır.  Musa  neyi temsil etmektedir? modern bireyin toplumsal kuralları gözetmeden var olması mümkün müdür?. Beklenmedik tavır ve davranışlar toplumca nasıl algılanır? Bu sorular çerçevesinde hiçlik duygusu, bu duyguyu hisseden bireyin toplumsallık içinde varoluş çabası yazının asıl meselesini oluşturmaktadır. Nihilizm sözcüğü kökenine bakıldığında acıyı, çatışmayı ve antagonizmayı kabul edememe halini anlatır. Acısız bir yaşam arayışı, dünyayı olduğu gibi kabul etmemekle aynı kapıya çıkar çünkü acı, ...

Gelecek uzun sürer, Özcan ALPER 2011

Mesut ONATLI Gelecek uzun sürer: umut, zaferden daha değerlidir Gelecek Uzun Sürer, Sonbahar filmiyle isminden çokça söz ettiren Özcan Alper’in gösterime giren ikinci uzun metrajlı filmi. Birkaç ay önce Metis Yayınları’ndan Bildiğin Gibi Değil isimli bir kitap yayımlandı. Funda Danışman ve Rojin Canan Akın’ın güneydoğuda büyümüş 19 gencin 30 yıldır bölgede sürmekte olan adı konmamış savaşın onlar üzerindeki etkisini anlattıkları kitap. Gelecek Uzun Sürer, Bildiğin Gibi Değil’in film versiyonu bir nevi. Kitaptaki gençlerin kendi hayat anlatımları birer ağıt adeta. Film ise ana karakterin ağıt derlemesi için gittiği güneydoğuda bilmediğimiz daha doğrusu bildiğimiz gibi olmayan yaşanmışlıklarla yüzleşmesini ele alıyor. Ana karakter Sumru tez çalışması için ağıt derlemek maksadıyla Diyarbakır’a gider. Diyarbakır öyle bir yer ki filmde bir kadının dediği gibi “burada kime dokunsan bin ağıt işitirsin.” Kimisi evinden alınıp kaybedilen eşi-çocuğu için, kimi h...

BEŞ VAKİT, REHA ERDEM

EMEK EREZ Bir Reha Erdem filmi: "Beş Vakit" zamansız zamanın insanları “Sabahları yüzüm hȃlȃ duvara çevriliyken, penceredeki ağır perdelerin tepesinden gün ışığının rengini daha görmeden, havanın o gün nasıl olduğunu hemen anlardım. Bana bu konuda sabahın ilk sesleri bilgi verirdi; hava rutubetliyse, sesler bana boğularak, çarpılarak ulaşırdı; ferah buz gibi ve berrak sabahlardaysa, çınlayan boş havada sesler birer ok gibi titreşirdi (…)” Proust’un Kayıp Zamanın İzinde Mahpushane cildinde yaptığı bu betimleme Reha Erdem’ in “Beş Vakit” filminin geçtiği mekȃna gönderme yapar gibidir. Çanakkale’ de bir tepenin yamaçlarına kurulmuş küçük bir köyde geçen film mekȃnsal algısı, insan, hayvan, doğa, kır yaşamı ve durağan bir zaman algısıyla Türkiye sinemasının önemli yapıtlarındandır. Yaprak seslerinin hȃlȃ net bir şekilde duyulduğu, bulutların hareketlerinin gözlenebildiği, güneşin doğuşundan batışına doğanın tüm hallerine tanık olduğumuz filmin, en önemli öz...

DUVARA KARŞI, FATİH AKIN, 2005

EMEK EREZ Duvara Karşı: Kimlik, Göç ve Kadın Giriş                         Fatih Akın’ın ustalık dönemi eseri olarak tanımlanan 2004 yapımı “Duvara Karşı” filmi Almanya’ya göç etmiş birinci kuşak ailelerin çocuklarının yaşadıkları kimlik bunalımını yansıtan bir filmdir. Yapım, daha önceki dönemlerde yapılan göçmen filmlerinin aksine “marjinal” olarak adlandırabileceğimiz karakterler üzerinden göçmen kimliğinin melezleşmesine ve yaşanan gerilimli çelişkiye işaret ediyor. Film,  Almanya’ya göç etmiş birinci kuşak ailenin psikolojik sorunları olan kızı Sibel’in hem ailesiyle yaşadığı kuşak çatışmasından kurtulmak hem de kendi bireysel özgürlüğüne kavuşmak amacıyla, rehabilitasyon merkezinde karşılaştığı Cahit’le yaptığı kurgusal bir evlilikle başlıyor. Eşinin ölümünden sonra yaşamayı bırakmış, bütün kimliklerini ‘reddeden’ Cahit ile Sibel’in evlilik oyunu ...

PEKİ ŞİMDİ NEREYE, NADİNE LABAKİ, 2011

Ali Rıza Duru SAVAŞ BİTTİ, PEKİ ŞİMDİ NEREYE? Toplumsal Barış Yıllardır bütün toplumlar gibi bizim de en çok duymak istediğimiz kelimedir barış.Adı güzel, kendi güzel, tahayyülü güzel. Toplumsal düzlemde hep ötelenen, küçük bir grubun hayali gibi algılanan ama aslında bir değil, bin değil milyonların temel ihtiyacı olan ve bir arada yaşamanın temel dayanağı olabilecek olan barış olgusuna doğadaki her canlının ihtiyacı var. Dünya tarihinin çatışmalar tarihi olmasının da bu beklentide büyük payı var kuşkusuz. Doğanın diyalektiğine uymayan bir çatışma türü içinde bin yıllardır kendi türünü ve gücünün yettiği her türü yok etme savaşı içindeki insan artık durmalı ve barışı ifade etmeli, bu talebi yüceltmeli. Bir arada yaşamanın temel varsayımı sevgi ve hoşgörü ise bu denli horgörü içinde yaşamak nasıl mümkün olabilir? Artık toplumsal bir içgörüyle davranmanın ve bu şekilde yıkıcı tavırların durması gerekir. Aksi halde karşılıklı bir yok etme ve tüketme güdüsüyle her şey ze...

AMOUR (AŞK) - MICHAEL HANEKE 2012

Ali Rıza Duru YAŞLILIK DÖNEMİ ÜRPERTİSİ           Haneke Tavrı      Şiddetin, insanın içindeki kötülüğün, düşüncesizce yaşamanın, cinselliğin, sadakatsizliğin yönetmeni Haneke bu defa aşk kavramı etrafında dolanmamızı istiyor. Ölümcül oyunlar, Kurdun Günü gibi filmlerinde insanların kötülük yapmak için haklı gerekçelerinin olmasına gerek olmadığını, kimi insanın bunu zevk için de yapabileceğini ifade etmişti. Kötülüğe meylin insanın doğasında var olduğunu, toplumsal yaşantıların bu özelliği daha da pekiştirdiğini ve insanın büyüdükçe kibir, hırs ve yıkıcılığın içine sürüklendiğini görüyoruz onunla. Beyaz Bant filminde Nazi Almanyası öncesinde bir grup çocuğun kötücül eylemlere nasıl bulaştıklarını ve o kuşağın büyüdüğünde dünyanın belki de en yıkıcı toplumsal sürecini nasıl başlatacaklarını vurguluyor. Ekonomik zenginliği olan insanların kendilerini toplumun üzerinde gören kibirli davranışlarını eleştirdiği Kurdun Günü'nde ise t...