ÖNYARGILARIN EGO'YLA DÜELLOSU
Ümit Ünal'ın yaklaşık 10 yılda bitirebildiği üçlemenin ilk filmi olan "9" Türkiye sineması açısından çok değerli bir film. Üçlemenin diğer filmleri olan "Ara" ve "Nar" gibi "9" da neredeyse tamamen tek mekanda geçiyor. Sadece sorgu aralarında Firuz'un kamerasıyla çekilmiş mahalle ve Kirpi'nin fotoğrafları giriyor. Ama o görüntüler de rastgele değiller, filmin çözüm noktasında çok önemli role sahipler.
"9", 6 kişiyi ilgilendiren bir cinayetin karakoldaki sorgu odasında mahalle sakinlerinin ifadelerinin alınışını ve bunu yaparken mahallenin bütün tarihini, oradan hareketle bir Türkiye panaromasını, insanlar arasındaki gizli kalmış gerçekleri, saklanmış cinsel kimlikleri, gençlik yıllarında kalmış gizli romantik süreçleri, dini inançları, yabancılık kavramını, ,ideolojiyi ve inançsızlığı sorguluyor. Filmdeki karakterler birbirilerini sorguladıkça bütün bu kavramlar elekten birer birer geçiyor.
Film karakterlerin yalancı tutumlarıyla başlıyor. Başta herkes cinayetle ilgisiz olduğunu belirtiyor ve seyirciyi ikna edecek doneler öne sürüyor. Fakat sorgulama devam ettikçe Firuz, Salim, Saliha, Tunç, Kaya ve Amerikalı arasında yeni gerçekler ortaya çıkıyor ve cinayetin senaryosu yeniden yazılmaya başlanıyor. Tam da bu noktada yönetmen seyirciyi de sorguluyor. Seyirciye, "Sanıkların ilk anlattıklarına inandınız ama bakın yalan söylüyorlar" diyor sanki. Ümit Ünal Kirpi'yi kimin öldürdüğünü bir dedektif edasıyla bulmaya çalışırken seyirci de kuşkularını sorgulamaya ve değiştirmeye başlıyor. Sırasıyla bütün sanıklardan kuşkulanıyor. Mahallenin en delikanlı tiplemesi olan Tunç bu karakterler arasında başı çekiyor. Seyircinin ondan şüphelenmesi için bir sürü sebep görünüyor. Bir diğer sanık Saliha da Tunç'a verip veriştirince onun cinayeti işlemiş olabileceği fikri giderek filme hakim olmaya başlıyor. Yönetmen tam da bu noktada Tunç'la ilgili oluşan önyargıları sorguluyor ve ona haksızlık ediliyor olunabileceğini gösteriyor. Birini suçlamak için bu kadar bilgi yeter mi sorusunu soruyor ve seyirciye şüphelerini yeniden gözden geçirin diyor.
Saliha'nın herkese ağır suçlamalarda bulunması ve kimseyi beğenmemesinin de yarattığı etkiyle suçlanan her karakter inandırıcı olmaya başlıyor. Saliha bir tek kendisine ve oğlu Kaya'ya yönelik yapıcı konuşuyor. Saliha bu noktada filmin egosu, vicdanı, sağduyusu oluyor sanki. Sırasıyla bütün karakterler Saliha'nın iddialarından payını alıyor. Her biri için öyle gerçekçi kanıtlar sunuluyor ki inandırıcı geliyor. Biraz bu noktada durup bu davranışın altını doldurmak lazım. Tam da bu noktada filmin adının neden "9" olduğuna bakalım. Karakterlerin sorgulandıkları odanın kapı numarası "6" ama çivilerden birinin çıkması yüzünden numara ters dönüp "9" şeklini almış.İşte filmin özü de burada gizli sanırım. Bir şeyin tersi düzü, önü arkası neyin nasıl görüldüğü edimleri belirliyor. Birine veya bir gerçeğe fazla iredelemeden inanılırsa sağlıksız sonuçlar doğurabilir. Temelsiz ve eğreti bir yapıya benzeyen bu gerçekler, bir başka gerçeğin rüzgarıyla yıkılabilir. Neden sonuç ilişkisi kurarak ilerlemek edinilen bilgileri sağlamlaştırıyor.
Filmdeki karakterlerin birbirilerini suçlarken öne sürdükleri gerekçelere bakılınca ne kadar asılsız, kışkırtıcı ve nefret yaratacak sonuçlar doğurduğu görülüyor. Örneğin Salim'e yönelik suçlamaların temelinde onun inançsız, kominist olması ve tek başına kimseye karışmadan yaşayıp gidiyor olması var. Amerikalıya yönelik suçlamalarda onun köpekleriyle beraber tek başına bir kulübede yaşıyor olması, Amerika'da kazandığı paraları kısa zamanda bitirip sokaklara düşmesi, zihinsel dengesini biraz yitirmiş olması ve öldürülen Kirpi'yle çok sık görüşmesi gibi gerekçeler gösteriliyor. Aynı şekilde diğer karakterle de aynı asılsız ve kaba gerekçelerle seyirciyi inandıran yönetmen önyargıların ne kadar zedeleyici olabileceğini gösteriyor. İnsanların yaşam tarzlarına, tercihlerine, ideolojilerine ve inançlarına karşı nasıl tahammülsüz bir yapı olduğunu sert bir dille gösteriyor.
Filmin başında birbirileriyle ilgili olumlu ifadeler kullanan bu mahalle sakinleri filmin sonuna gelindiğinde artık birbirilerinin yüzüne bakamaz hale gelmiş oluyor. Çünkü bütün gerçekler ortaya çıkıyor. Yönetmenin deyimiyle "Bastırılanın geri dönüşü"dür bu tam olarak.
"9" üçleme içinde önemli bir yerde duruyor.
ali reza dürü
Yorumlar
Fuat Çakmak
nar veya gölgesizler, anlat istanbul gibi filmleri çok da başarılı olamamış filmler.